![]()
![]()

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız
Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun
Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur
Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz
Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İnkâr etmem aşkı
Ağzı bir elma tadı ağzımda
Sevdiği oyuncaklar
En güzeli mızıka
Derken geçer gider birdenbire
Güzelim yaz
Eylülle hüzün
Türkülerde yağmur
Uykusuz geceler ki
Çoktaaan unutulmuştur
Severdi her şeyi
Yollar uzun yürüse
Küçük çakıl taşları, birkaç sümüklüböcek
Bir serçe
Ali Püsküllüoğlu
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
Turgut Uyar
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GÜZELLİK SOKAKTADIR...
Atelier Populaire’in 1968 öğrenci hareketleri sırasında ürettiği tek renkli serigrafi afişlerden birinde böyle yazıyordu: “La Beaute est dans la rue” yani, “Güzellik Sokaktadır.” Paris’te gençler kaldırım taşlarını sökerken de başka bir sloganın ardından gidiyorlardı. “Kaldırın Taşları Altında Kumsal Var” Yine, “Gerçekçi Ol, İmkansızı İste” ve “Hayal Güçleri İktidara” 1968 gençlik hareketinin başlıca sloganlarındandı. “Güzellik Sokaktadır” neyi anlatıyordu peki? Mücadelenin, hayatın, coşkunun aktığı sokakların bir yaşam alanı olduğunu mu söylüyordu? Yoksa eski estetik’in, göreneksel sanatın statik, boğucu mekanlarına karşı yeni bir sanat mekanı mı öneriyordu? Kuşkusuz her ikisi de…
1968 öğrenci hareketlerinin dünya politikasına, gençlik hareketlerine yaratıcı bir etki yapması ve ivme kazandırmasının yanında, sadece açık alanda tiyatroyu yeniden keşfetmesi ve “sokak tiyatrosu” diye yepyeni ve modern bir türü dünya tiyatrosuna armağan etmesi de oldukça kayda değerdir.
1968 öğrenci hareketleri boyunca onlarca grubun çok çarpıcı, çok yaratıcı sokak oyunları oynadıklarını ve bu oyunların 1968 sokak gösterilerinin en büyük rengi olduğunu biliyoruz.
1960’lardan itibaren sokak giderek modern yaşantının merkezi olmaya başlamıştır. Agoradır. Arenadır. Odeondur. Teatrodur. Stoadır. Sokak rastlantısaldır, sahicidir, risklidir ve tüm bunlardan dolayı da devingendir. Sanatın güzelliği sokağı şenlendirmiş, sokağın güzelliği sanata yepyeni bir devingenlik katmıştır.
Türkiye 1968’lerin gençlik hareketlerini tüm sıcaklığıyla kucakladığı gibi, o hareketin içinde, o harekete eklemlenmiş olarak gelen sokak tiyatrosunu da keşfetmiş, kendi ülkemizin şartlarında yeniden üretmiştir. Bizim geleneksel eğlencelerimize pek de yabancı durmayan bu yeni tiyatro, 1968 paketinin içinden çıkan sokak tiyatrosu 1960’lı yıllarda başlayan “Her Yer Tiyatrodur” tartışmalarına, tekliflerine tamamlayıcı, taçlandırıcı bir etki yapmıştır.
Işıl Özgentürk, Ali Özgentürk ve Mehmet Ulusoy öncülüğünde kurulan Devrim İçin Hareket Tiyatrosu, İşçinin Tiyatrosu, Petlas Tiyatrosu gibi tiyatrolar 12 Mart darbesine kadar yaşamlarını sürdürmüşler, genç yaratıcılar için yeni bir soluk olmuşlar, farklı bir pencere açmışlardır. Hayatın içinde ve hayata dair hikayeler, güncel hikayeler anlatmışlardır. Tiyatronun o en büyük ödevi olan yaşama sanatına katkı yapma görevini çarpıcı bir biçimde hatırlatmışlardır.
Bugün 1968 sokak hareketlerinden ve sokakta doğan büyüyen sokak tiyatrosunu, yeniden, kendi yerinde, hayatın içinde üretmek için bir şenlik yapıyoruz. Sanatımızın hüneriyle size yepyeni hikayeler anlatacağız, hayatın içinde yani sokakta tiyatroyu var etmek, yaşatmak için… Haydi, sokakların hikaye anlatıcıları hikayelerinizi anlatmaya… Haydi seyirciler, sokağın içinde, hayatın içinde hayata dair hikayeler dinlemeye, değişmeye, değiştirmeye…
La Beaute ets dans le rue. Güzellik sokaktadır.
*Prof.Dr., Öğretim Üyesi, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı