sisifos'un kayası/ semih çelenk

dolapdere'den yokuş yukarı

hem de gezi'ye doğru

soluk soluğa çıkarttığımız o koca taş

sisifos'un değil bizimmiş meğer

hayret! o kadar hakikat

 

ulaşır ulaşmaz tepeye

tam sevinecekken bırakıp ellerimizi

taş yine yuvarlanmaz mı geriye

al sana söylence!

 

karanlık, kuytu sokaklarda

hayali gölgelerle yürürken

görünmez iplere tutunarak

uzam denen o tuhaf boşlukta

yollar değil biz kaybolmuşuz

 

göğsümüzde çalan davullar kalbimiz

o paçavra yalana karşı büyük

yüreği ağzında çatapatlarla bir cevap

güzel bir yalan bizimkisi

şehrin siktiriboktan ışıklarına

 

bir gün bizim yokuştan inerken

tencereler tavalarla yine

deniz'e gelmeden çok çok evvel harem'e

nasıl çıktı karşımıza birden "bizim deniz"

eski evin üzerinden koca bir resim

"en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak"

işte o kadar sahi

mukaddes hanım pencerede

 

sanki çok çok eskiydi bu esatir

söylenceden de evvel bir vakit

çok cehennemli bir cennet

martılar martılar martılarla bir

 

belki de bize en güzel yalanı

kolumuzda uyumuş kediler söyler

 

 

semih çelenk

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !