![]()
![]()
peluştan, oyuncak bir tavşan işte
dersiniz siz olsanız
benim için öyle değil
neredeyse iki yıldır birlikteyiz
kitaplığın rafında yaşıyor
bugünlerde aşırı hüzünlü
derdini soruyorum
tek kelime etmiyor
eski neşeli, hareketli hali de yok
tüylerinde bir küskünlük
ölmeye yatmış sanırsın oracıkta
kaçası yok hiç
ya da kovalanası
tuhaf geliyor bana bu
ne hallerini bilirim çünkü onun
trampetli, farfaralı, düdüklü
birden konuşmaya başladı geçen gün
“fark etmedin mi” dedi
“yanımdaki sincap yok ne zamandır”
baktım, sincabın yeri boş
“haberim yok hiç ne oldu sincaba?”
“şımarık bir kız çocugu” dedi
“tüm dünyayı kendi oyuncağı
sanıyor olmalı ki
aldı gitti bir gün sincabı.
bağırdım arkasından
ama ben ne zamandır
aynı rafta yaşıyorum onunla
o giderse ne yaparım ben
yalnız yapayalnız bir tavşan
hem ona niye sormuyorsun
o da gitmek istemiyor belki
şımarık kız çocuğu duymadı bunları
sincap da sessiz, ürkek, sustu
hiç konuşmadı
sıkılmıştı belki benden
kitaplardan, raftan, havadan
şımarık kız çocuğu onun için
renkli bir dünya demekti kimbilir
oysa ben şarkı söylüyordum ona
film gösteriyordum gözlerimde
raftan kitaplar karıştırıp
güzel öyküler okuyordum
tavşanlığa ve sincaplığa dair
hiç unutmam
melih cevdet okumuştum bir kere
kafamı zorla soktuğum o kalın kitaptan”
ıslandı mika gözleri tavşanın
küskün tüyleri ıslandı
yok canım, uyduruyorsun
oyuncak tavşan ağlar mı
dersiniz siz olsanız
ama öyle değil
ağlıyordu işte tavşan
şıpır şıpır ağlıyordu
zorlukla kaldırdı başını
hıçkıra hıçkıra konuştu
“ yalnızlık
oyuncak bir tavşan için bile yalnızlıktır,
tamam mı” dedi
“yanından giden sincap
oyuncak da olsa”
semih çelenk